ACEM ÜLKESİNE YOLCULUK

    Ağrı dağı kış tırmanışından sonra dağılan grubumuz yaklaşık 15 gün sonra yine Ağrı Doğubeyazıt ilçesi İsfakhan otelde buluştuğumuzda tarih 4 mart 2007 yi gösteriyordu. Bu sefer 8 kişiydik. Türkiye Dağcılık Federasyonu adına faliyet sorumlusu Ertuğrul Tugay, teknik sorumlu Mustafa Kızıltaş ve Korkut Güven,TDF eğitmenlerinden Emrah Özbay, Mustafa Özpoyraz, Tuba arız, sporcu Nahide Alpdoğan ve ben Seyran Sucu. Bu benim aynı zamanda Türkiye Dağcılık Federasyonu ile yaptığım ilk yurt dışı faliyet olacaktı. Ağrı kış tırmanışına göre daha rahattık. Grup üyeleri bir birilerini tanıyor, performanslarını biliyordu.17.30 ‘da ilk değerlendirme toplantısını otelimizn lobisinde yaptık. akşam Doğubeyazıt’ın meşhur kebab lokantarından birinde toplandık ve faliyettle ilgili son bilgileri aldık. Bu arada Mutafa ve Ertuğrul abi bizi gürbulak sınırına kadar götürücek minübüsü ayarladılar.otele döndüğümüzde saatlerimiz 23’ü gösteriyodu.

     5 mart günü sabah 06.00 da uyandık. Ancak minübüsün gecikmesinden dolayı yola çıkışımız 09.45 i buldu. Kiraladığımız minibüsle 45 dakika uzağımızda olan Gürbulak sınır kapısına doğru hareket ettik. Buradaki işlemlerimiz yaklaşık olarak 3 saat sürdü. Buradan yürüyerek İran tarafına geçtik. Burada da işlemlerimizi tamamladıktan sonra saat 13.00 te istanbuldan Tahran a giden otobüste kendimize yer bulabildik. İran sınır kapısından yarım saat sonraki  ilk mola yerimiz olan şehri bazaar a kadar otobüsümüz normal bi otobüstü. Moladan sonra ise otobüs yerine bi yarış arabasına bindiğimizi anladığımızda ise inmek için çok geçti. Gürbulak Tahran arasını 14 saatte uçtuk desem yeridir. Gürbulakta bizimle binen bazı yolcular İle istanbul’dan gelen devam edenler büyük çoğunluklla Azeri Türkleriydi.Hepsi anlaşılır bir Azeri Türkçesiyle konuşuyor, bize bölge hakkında bilgiler veriyordu. İrandada hemen hemen hiç dil sorunu çekmedik desem yeridir. Taksilerin tamamı Azerilerin elinda galiba Tahran’da. Puslu bir İran  sabahında indik Tarhana . Kısa bir pazarlıktan sonra iki tane taksi ayarlayıp Demavent dağı eteğindeki Rehneh köyüne doğru yola çıktık. 3 saatlik yolculuğumuzda bir ara durup bolca meyve aldık. Yol boyunca inanılmaz korunaklı çığ kulvarlarından geçip Reyneh dağ evine vardık. Dağ evinin kapısı açık olduğu için içeri girip dağ evi sorumlusu Rıza’yı telefonla aradık. Rıza öğretmen olduğu için önce kardeşi Hasan geldi. Daha sonrada Rıza geldi. Kendisine Türkiye Dağcılık Federasyonu’ndan geldiğimizi söyleyince “kardeşim Alaattin göndermiş “deyip bize iki kat daha ilgi gösterdi. Faaliyet sorumlumuz Ertuğrul Tugay Rıza’ ya Türkiye’den getirdiği hediye tişörtleri verdi ve Federasyon başkanımız Alaattin Karacanın selamlarını iletti. Dağ evinde yaptığımız kahvaltı öğlen yemeği arasında bir şeyle dağa gitmeye hazır hale geldik. Bu arada Rıza bize yukarıda başka Türklerin de olduğunu söyledi saat 13.05 de Dağ evi sorumlusu Rıza’nın ayarladığı iki adet jiple Demavent dağına doğru yola çıktık. Bizi esas bekleyen süpriz ise kısa süren olculuğumuz oldu.12 dakikalık bir yolculuktan sonra kara saplanan Jipimizden inip yürüyüş hazırlığına başladık. Yaklaşık olarak 2400 metre civarından tırmanışımız başlamış oldu saat13.30 da Yürüyüşe başladık. 15 dakika yolu takip ettikten sonra toprak rotamıza girdik. Ekip lideri olarak Korkut Güven önde yürüdü. İlk başladığımızdaki az kar yerini yavaş yavaş batak kara bıraktı. Tırmanışımıza başlamamızdan bir saat sonra kar yağışı başladı. İkinci şalter (mescit) e kadar iki saat yoğun kar yağışı altında yürüyüşümüze devam ettik. 16.50 3100 metre yükseklikteki mescit (ikinci şalter) dağ evine geldik. Burada bizden başka kimse yoktu. Küçük düzenlemeler yaptık. Özellikle yaptığımız seyyar tuvalet arkadaşlar arasında büyük beğeni topladı. Grup sorumlumuz Ertuğrul Tugay’ ın Türkiye Meteoroloji Kurumu’nda çalışan arkadaşı Tufan’dan dağın hava durumunu ile ilgili bilgi istedik. Biraz sonra Tufan bize hayati önemdeki bilgileri telefon mesajıyla gönderdi. 7 Mart kar yoğun yağışlı 8 Mart açık, 9 Mart batı yönünden rüzgârlı, 10–11 Mart yine yoğun kar yağışlı. Ertuğrul Tugay, Korkut Güven ve Mustafa Kızıltaş’tan oluşan teknik heyet durum değerlendirmesi yaptı. Yoğun kar yağışının devam edebileceği 7 Mart gününü de 3100 metredeki ikici şalterde bekleyerek geçirme kararı sabahki son bir kez gözlenecek havaya bırakıldı. Akşam yemeğinden sonra Mustafa Özpoyraz’ın ikram ettiği meyveleri büyük bir zevkle yedik. 

07 Mart 2007 günü saat 05.00 Yolumuza devam edebilmek için kalktık. Hava şartları aynı Tufan’nın bize söylediği gibiydi. Yoğun kar yağışı görüş mesafesini beş metrenin altına düşürmüştü. Kahvaltımızı yapıp bir müddet daha yola çıkacakmış gibi bekledik. İlerleyen saatler havayı düzeltmediği gibi daha da kötüleştirdi. Bu gün burada kalma kararının alınmasının ardından daha konforlu bir geceleme için yeni bir düzenleme yapıldı. Gece içeriye kar giren bölümler onarılıp uyuma yerleri düzenlendi.

08 Mart 2007 günü saat 05.00’de  kalktığımızda bizi pırıl pırıl bir hava bekliyordu. Dağın tamamını ilk kez bu sabah gördük. Kahvaltının ardından son hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık. Güneş tırmanış boyunca bizi adeta yakıyordu. 7 saatte çoğunlukla batak karda iz açan Korkut Güvenin izinden 4130 metredeki üçüncü şaltere vardık. Gruptaki herkesin sağlık ve moral durumu çok iyiydi. 15.00 3. şalterde bizi Bursa’dan gelmiş grubun üç üyesi ve bir İran vatandaşı olan Rızai karşıladı. Boş olan ranzalara yerleştik. Akşam yemeği için hazırlık yaparken Bursa grubunun zirveye giden diğer ekibi de geldi. Onlar çok geç saatte zirve için hareket ettiklerinden dolayı 4750 metreden geri dönmüşler. Biz bu arada fotoğraf çekip sohbet ettik.
19.30 Faaliyet sorumlusu Ertuğrul Tugay başkanlığında zirve toplantısı başladı. Yeniden Türkiye Meteoroloji Kurumu’ndaki Tufan’dan son hava durumunu aldık. Hava gün boyu 30–40 deniz mili batıdan rüzgârlı öğlen saatlerinde zirvede fırtına şeklinde olacaktı. Son değerlendirmeler ve uyarılar yapıldıktan sonra erkenden yatıldı. 04.00 Zirve tırmanışı için erkenden kalktık. Dışarıdaki rüzgâr çok fazlaydı. Rüzgârın biraz hafiflemesi amacıyla kahvaltılarımızı ve son hazırlıklarımızı yapıp günün ışımasını bekledik.Saat 06.15 tırmanış gurubunda bulunan sekiz kişi zirve için hareket ettik. Batı yönünden esen sert rüzgâr tırmanışımızı yavaşlatsa da, devam ettik.
4350 metrede Tuğba Araz sağlık sorunu nedeniyle geri döndü.
09.45 te  4850 metreden Mustafa Özpoyraz ve ben (Seyran Sucu) Ayaklarımızın çok üşümesinden dolayı geri döndük. Grupta tek plastik ayakkabıya sahip olmayan ben çok iyi olan performansıma rağmen ayaklarımı riske etmemek için geri dönüş kararı aldım. Mustafa Özpoyraz’da aynı nedenle geri döndü. 5000 metre civarında Nahide Alpdoğan grubun daha hızlı hareket edebilmesi için geri döndürüldü. Tek başına onu aşağıya göndermek istemeyen Emrah Özbay’da onunla beraber dönüş kararı aldı.
Böylece geriye kalan Ertuğrul Tugay, Korkut Güven, Mustafa Kızıltaş zirveye doğru tırmanışlarını devam ettirdi.14,20 Şiddetli rüzgâr altında zirveye varıldı.14.30 TDF logosuyla çekilen fotoğrafın ardından geri dönüş başladı.3. şalterde kalan bizler zirveye giden ekibi sabırsızlıkla bekliyorduk.hava yavaş yavaş kararırken ekipteki heyecanı artırıyor hızlanan fırtına ise umutlarımızı köreltiyordu. Gözlerimiz sürekli olarak 5000 metre sırtındaydı. Tam umutsuzluğa düştüğümüz anda sırta karaltılar göründü .sevinçten birbirimize sarıldık. Yarım saat sonra ise yorgunluktan bitap düşmüş zirve grubu kampa inmişti.Onlara hazırladığımız sıcak içecekleri ikram ettik.

Ertesi günü saat 06.30 da  kalktık. Kahvaltı ve iniş için hazırlı evresinden sonra
09.45’de  3.şalter (dağ evi) den ayrıldık.. Yoğun kar yağışı ve sis altında aşağıya doğru inmeye çalışıyoruz.. Zaman zaman GPS den koordinatları kontrol etsekte Demavent Dağı ve yön bulma konusunda gerçekten bir profesyonel olan Korkut Güven sayesinde güvenli bir şekilde 3100 2. şaltere ulaştık.
12.00  2. şaltere bıraktığımız eşyamızı ve çöpümüzü almak için uğradık.. Uğramışken biraz dinlenip sıcak sıvı aldıktan sonra  Reyneh köyüne doğru tekrar yola çıktık. Zaman zaman kar yağışı devam etti. Araçların bizi bıraktığı yerde çok fazla kar vardı ve mecburen köye kadar yürüdük.
Tekrar başladığımız noktaya geri dönmüştük. Dağ evi sorumlusu Rıza dağ evinin kaloriferlerini yakmış bizi bekliyordu. Kısa bir dinlenmeden sonra Reyneh kasabasına 4 km uzaklıktaki kükürt kaplıcalarına doğru yola çıktık. Oraya vardığımızda ise çok pis olduğundan dolayı hamama gitmeye karar verip tekrar Reyneh e döndük. Hamam sefasının ardından sıcacık dağ evine dönüp bir tencere aşerdiğimiz kıymalı yumurtayı yapıp afiyetle yedik ve dinlenmeye çekildik.

11 Mart 2007 06.00 Tahran’a gitmek için erken kalktık. Dağ evi konaklama ücretini ödedik ve Rızadan büyük boy Demavent dağının resimlerini aldık. Rıza ve kardeşi Hasan’la vedalaşıp Rıza’nın bulduğu iki taksi ile Tahran’a doğru yola çıktık.
 Yolda bir ara lastiğimiz patlasa da yaklaşık üç saat içinde yeniden Tahran’a ulaştık. Rızanın Önerisine uyup geldiğimiz Otel çok fazla ücret isteğince Ertuğrul Tugay ve ben hem uçak fiyatı sormak hem de Gürbulak sınır kapısına kadar bir minibüs bulabilmek amacıyla gruptan ayrıldık. Uçak çok pahalı olduğu için saat 5 de buluşmak üzere minibüs ayarladık. Ama minibüs gelmeyince mecburen o gece Tahran’da kalmaya karar verdik. Geceyi kişi başı 14 dolara Asya Otelde geçirdik.o gün biraz sıkıntılı geçti. Grup bir yere hareket edememiş gün boyu her an hareket edilebileciği olgusuyla beklemişti.eşyaları otele koyduktan sonra biraz alışveriş yaptık.ertwsi günü Korkut Güven, Mustafa Kızıltaş, Tuba Aras, Emrah Özbay, Mustafa Özpoyraz, Nahide Alpdoğan’dan oluşan 6 kişi otobüsle Türkiye’ye dönmek için otelden ayrıldılar.az sonrada  Ertuğrul Tugay ve ben uçakla Türkiye’ye dönmek için otelden ayrıldık.büyük humeyni havalimanından  3 saatlik bir uçuşun ardından İzmir’e döndük. Ertuğrul abiyle  Doğubeyazıtta keşişen yollarımız izmir’de ayrıldı. Ben izmirden dalaman’a uçtum ,oradanda Fethiye. Bir faliyet daha sona ermişti. Hani dağcılıkta kesin bir kural vardır.” Faliyet şehirde başlar yine şehirde biter.” 

Bir cevap yazın