ARNAVUT KALDIRIMLI FETHİYE SOKAKLARI

Arnavut kaldırımlı sokaklar

Oldum olası sevemedim gri blutları.

Ama hemen ardından gelen yağmur

Belkide hayatımdaki en sevdiğim şeylerden biri oldu.

Dışarıda ki yağan yağmur içime yağıyor sanki.

Vuruyorum kendimi eski Fethiye’nin daracık arnavut kaldırımlarına.

Sevgili Işık Taban’ın yazdıgı eskimeyen Fethiye’li  karekterler karşılıyor beni,

Hemen hamamın yanından Hamamcı Mehmetin kahkasını duyuyorum.

Biraz daha yürüyünce daracık kaldırımlardan

Rafet restaurant beliriveriyor aşağıda.

Artezyen Nuri yine Rafet’e takılıyor, yanında Marmarisli Hüseyin.

Döğerli Kara Alinin torunu bütün asaletiyle olup biteni izlemekle yetiniyor.

Paspaturun en güzel köşesinde.

Eee kolaymı koca Meğri’nin ağası olmak.

Yine böyle yağmurlu bir günde gelmiştim Fethiye’ye, ilk kez,

O vakitler çarşı caddesi esnafı dükkanlarını kapatmazdı

Camiye veya gezmeye giderken, koyuverirlerdi kapıya tahtadan bir iskemle,

Akşam oldumu da toplanmazdı eşyalar, üzerlerine yalancıktan bir örtü.

Biz bizeydik o zamanlar. Biz bize.

Türkiyenin bir köşesinde kendini unutturmuş bir kasabaydık.

Az şeyler mi yapmıştı Can Bolat tanıtmak için bu unutulanı.

Zaman geçti değişti herşey, bizde…

Biz  hazırmıydık  bozulmaya yoksa bilemedim.

Yürüdükçe arnavut kaldırımı döşeli daracık sokaklardan yükseliyorum

Bir bir çıkıyor ortaya Meğri’nin süzülüp gelen kültürü.

Sahildeki Sıtkı Koçman’ın maden alanı daha dün oradaymışcasına beliriveriyor

Ne vakit doldurduk o sahili güzelim tiyatro taşlarıyla? Bilemedim, bilemedik.

Hunharca katlettik sahip olduklarımızı

Tıpkı kiliseyi, tıpkı Havrayı, tıpkı Halkevini yok ettiğimiz gibi.

Hiç birimiz sesimizi çıkarmadık,

Belkide çıkaramadık, Saklanmak istedik Meğri’den.

Ne de olsa artık Meğri’li değil Fethiye’liydik.

Ne gariptirki Meğri’li olduğunu kolayca unutuverenler

Yörük olmayı unutamadılar, bu gün hangi yerel gazeteye baksam

Milletvekili adayları bas bas bağırıyor “öncelikle yörüğüm”

Hangisi önemli yörüklüğüde içinde barındıran koca bir kültür birikimi

Meğri’li olmak mı, yok sa sadece yörük olmak mı..

Bi yere ait olalım da gerisinin önemi yok di mi…   

Yağmur yağıyor benim içim ıslanıyor Meğri’nin daracık sokaklarında

Yağmur yağıyor benim içim sıkılıyor Fethiye’nin betonlaşmış sokaklarında.

Yağmur yağıyor ben aşk susadığımı anımsıyorum.

Aksazlar’da olamak istiyorum birdenbire

Pırıl pırıl bir hıdırellez sabahında bütün Fethiye’lilerle beraber.

Ortak mangalların yakıldığı

Ortak sofralara kurulmak istiyorum bağdaş kurarak

Şıkmanla Kocatepenin durduğu halaya el vermek istiyorum

Kimbilir belkide aşkı bulurum bir çam ağacın altında

Oysa bize gelecek güzel olacak demişlerdi hep

Öyleyse neden hep geçmişi özlüyoruz bilemedim… bilemedik.

Seyran Sucu  28 mayıs 2011 

Bir cevap yazın