YAŞAMIN KIYISINDA, YAŞAMA İNAT YAŞAMLA KARDEŞÇE

Dışarıdan gelen yeni kesilmiş çimin kokusu başımı döndürüyor
Yazı hissediyorum kemiklerime kadar, 
Ne mümkün hapsetmek ışığı körelmiş kalplere.
Oysa daha bir iki hafta önce;
İliklerime işleyen yağmurlar bem beyaz yüreğime akıyordu…
Beyazı seviyorum bu günlerde, saflığı, bekareti, 
Kirlenmeyi belki de en iyi beyazda gördüğümdendir.
Bembeyaz çarşaflarda gri rüyalarla uyanmak canımı yakmıyor değil ama
Ben yinede seviyorum uyumayı beyazda, sonsuzlukta..
Biliyor musun beyaz ve siyah sonsuzluk rengi, ufuksuz
Ben beyaza aşıkken neden bütün giyeceklerim siyah? Ne çelişki değil mi?
Beyaz giydiğimde kendimi çıplak hissettiğimden mi acaba,
Yoksa kirlenmekten mi korkuyorum?
Kim bilir belki de sonsuzluktan korkuyorumdur. 
Kim ister ki sonsuza kadar yaşamak,
Ölürken bir bir dostların, çocukların, aşkların 
Hala kim yaşamak ister ki sonsuza değin egoistçe?
Aklımda sararmış siyah beyaz fotoğraflardan fırlayan yaşanmışlıklar geliyor.
Daha dün gibi; 
Aşık olduğum kız beni terk ettiğinde danalar gibi böğürerek ağladığım
Daha dün gibi kümesten yumurta aşırıp akide şeker aldığım günler.
Bu gün bana dünyanın en hızlı şeyini sorsalar , yaşam ve zaman derim,
Ya yirmi yıl önce böylemiydi 🙂
Yirmili yıllara kadar yaşam benim hep ardımda diye düşünürdüm.
Yirmi beşinde hissettim ilk kez Yaşamın nefesini hemen arkamda omuz başımda,
Otuzlarda biliyordum ki artık yaşam la birlikte yürüyorduk.
Otuz beşimde ilk kez zamanı, yaşamı, ölümü sorguladım.
Geçmişten gelen öğretimlerimle ilk kez sonsuza kadar yaşamak istedim
İşte o an anladım ki yaşam artık benim arkamda, gerimde değil 
Beni geçmiş, benim önümde gidiyordu
Artık her şey tersine dönmüştü
Çaresizdim, şaşkındım
Yıllarca benim ardımda olan şimdi benden önde gidiyordu.
Günler mi kısalıvermişti birden bire bilemedim.
Kırklı yaşlardayım şimdi avuntulardayım
En büyük avuntum: Yaşın ne önemi var önemli olan kaç yaşında hissettiğin .
Yalan vallahi billahi koca bir yalan
Aklım aynı akıl, oysa vücudum aynı vücut değil artık
Hele kalbim tamamen başka birininmiş gibi çalışıyor
Geçen zamana en çok direnen o.

Ne garip değil mi?
Kırkından sonra yaşamı aşkı sorguluyor. 
Aklım ve vücudum otuz beşlere bakarken, 
Kalbim resimlerdeki yirmi beş, otuzlarda kalıyor.
Bir tatlı söze, bir tatlı gülüşe, bazen de gülen bir resme aşık oluveriyorum
Karşı tarafa hiç belli etmeden ama..
Beni koyup giden hayata inat, en tehlikeli sporları sever oldum kırkında.
Hayatın kıyısında hayatı taaa içimde hissetmek için.
Ölümü bile hiçe sayarak bazen de onunla alay edercesine
Daha dün sarılırken hayallerimin kadınına, veda ederken 
Boynuna konduruverirken küçük bir buseyle tüm his etiklerimi, sevgimi
Ölümün ne anlamı olabilir ki 
Kayıp giderken sevgili kollarından
Yeniden kala kalmak yalnızlığınla
Biliyorum ki beni bu aşklar, tehlikeli sporlar değil,
Yine yalızlığım öldürecek..

SEYRAN SUCU 5 HAZİRAN 2011

Bir cevap yazın